H O Ş G E L D İ N İ Z



GERÇEKLER VE ADIM ADIM AYDINLANMA - Blogcu


GERÇEKLER VE ADIM ADIM AYDINLANMA

Tanım

*** SEVGİ, BARIŞ, ADALET, ÖZGÜRLÜK VE DAYANIŞMA İLKELERİ ÜZERİNE KURULU DİNLERDEN BAĞIMSIZ BİLİMSEL FELSEFE ***


Bağlantılarım

* Ana Sayfa
* Profilim
* Arşiv
* Arkadaşlarım

Kategoriler

  • Ataturk Kosesi
  • Bilim
  • Din
  • Diyalektik Tasavvuf
  • Felsefe
  • Resimler
  • Sarki Sozleri
  • Siirler
  • Tarih
  • Özlü sözler

  • SON YAZILARIM

    ALLAH HERŞEYİ BİLİR Mİ?
    KUR'AN'DA MUCİZE YOKTUR!
    KUR'AN'DAKİ ÇELİŞKİLER
    KUR'AN'DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER
    KİTAB-I MUKADDES İLE KURAN ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER
    KADIN PEYGAMBERLER
    İSLAM VE KÖLECİLİK
    DİNLERE GÖRE DÜNYANIN VE İNSANLIĞIN YAŞI
    YORUMLARA YANIT
    YENİ OSMANLILAR - YENİ İTİLAFÇILAR - YENİ MANDACILAR
    MUHAMMED DÖNEMİ DİN SAVAŞLARI
    KİTAB -I MUKADDES'DEKİ SAÇMALIKLAR
    MUHAMMED GERÇEĞİ
    ALEVİLİK GERÇEĞİ
    DİNLERDE VE TOPLUMLARDA DUA
    DİNİ EFSANE VE MASALLAR
    İSLAM VE TEOKRASİ
    TÜRKÇE NAMAZ NASIL KILINIR?
    PEYGAMBERLER DE AŞIK OLUR!
    BÜYÜKLERDEN KIRK HADİS
    FAHRİ ALEM'İN ZEVCELERİ _ MÜBAREK ANNELERİMİZ!
    MUHAMMED'İN ASIL İDEALİ NEYDİ?
    MEAL TAHRİFATLARI
    İSLAM'DA HAC
    MUHAMMED'İN GARİP CENAZE TÖRENİ

    ALLAH HERŞEYİ BİLİR Mİ?



    KUR'AN'A  GÖRE  ALLAH  HERŞEYİ  BİLMİYOR!

    Evrenin ve varlıkların yaratıcı Tanrısı herşeyi biliyorsa eğer, Allah Tanrı değildir.
    Çünkü Allah herşeyi bilmiyor.
    Melekler birçok şeyi Allah'tan daha iyi biliyor.


    Kıyametin ne zaman kopacağının haberini dahi başkalarından alan, kimin ne günah işlediğini, ne sevap kazandığını meleklerden öğrenen, kimin neye taptığını bilmeyen ya da yanlış bilen için "Herşeyi bilir" denilebilir mi?

    Mesela ben bir Hristiyan'a desem ki:
    "Siz Hristiyanlar Muhammed'e tapınıyorsunuz."
    Hristiyan da bana:
    "Hayır, biz Muhammed'e inanmayız. Biz İsa'ya tapınıyoruz." demiş olsa;
    Bu benim Hristiyanların kime tapındığını bilmediğimi gösterir.

    Bu örneği abartarak değiştireyim:
    Ebubekir, Muhammed'e demiş olsa ki:
    "Bu Hristiyanlar sana tapınıyorlar"
    Muhammed de ona:
    "Hayır, Hristiyanlar bana değil İsa'ya tapınıyorlar. Onlar İsa'ya inanır."
    Bu da Ebubekir'in Hristiyanların kime inandığını bilmediğini gösterir.

    Ben ya da bir başkası, Ebubekir hatta Muhammed dahi hata yapabilir, bilmeyebilir.
    Peki ama Allah bilmeyebilir mi?


    Allah, kimin, kimlerin neye taptığını bilmiyor. Melekler daha iyi biliyor. İşte ayetler:

    Sebe-40. Ve yevme yahşüruhüm cemıan sümme yekulü lil melaiketi e haülai iyyaküm kanu ya'büdun

    O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.

    Sebe-41.
    Kalu sübhhaneke ente veliyyüna min dunihim bel kanu ya'büdunel cinn ekseruhüm bihim mü'minun

    (Melekler) derler ki: “Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu.”


    Aslına bakarsanız Allah bilmediği gibi melekleri de yanlış biliyor.

    Ayetlerden görüldüğü gibi kıyametten sonra hesap gününde Allah Mekkeli Müşrikleri topluyor ve meleklere "Bunlar mı size tapıyordu?" diye soruyor.
    Melekler de " Hayır, onlar bize değil cinlere tapıyordu" diyor.

    Müşriklerin yaratıcı olarak Allah'a inandıklarını ama putları da aracı olarak, şefaatçi olarak kullandıklarını biliyorduk da müşriklerin cinlere taptıklarını bilmiyorduk.
    Kur'an'da da hep putlara tapmakla, Allah'a ortak koşmakla suçlanmışlardır.
    Cinlere inandıkları için cinlere tapmakla suçlanmaları ise Kur'an'da sadece bu ayette geçiyor.
    Halbuki kendisi de, müslümanlar da cinlere inanıyor. Kur'an cinlerden bahsediyor.
    Yoksa Sebe suresinin Mekki olması Muhammed'in putperestleri suçlamak için cinlere tapma iddiasını da ortaya attığını mı gösteriyor?
    Daha sonra bu iddiadan vazgeçmiş olmalı ki bir daha üzerinde durmamış..

    Neden Allah yanlış kanı içinde?
    Neden müşriklerin meleklere tapındığını zannediyor?
    Bunu açıklayamıyorlarsa hala Allah'ın herşeyi bildiği konusunda tereddütleri yok mu?

    Mesela kıyametin ne zaman kopacağına dair bazı çok bilmişler çıkıp tarih dahi verebiliyorlar.
    Bunlardan biri de Said Nursi.
    Halbuki "kıyametin ne zaman kopacağını Allah'tan başka kimse bilmez" diye yazar Kur'an.
    İslam'da da "kıyametin kopacağı anı sadece Allah bilir" inancı vardır.
    Gerçekten öyle midir?
    Kıyametin ne zaman kopacağını herkesten önce Allah mı bilir?
    Örneğin şu anda Allah bu tarihi biliyor mudur?

    Füssilet-47. İleyhi yüraddü ılmüs saah ve ma tahrucü min semeratüm min ekmamiha ve ma tahmilü min ünsa ve la tedau illa biılmih ve yevme yünadıhim eyne şürakaı kalu azennake ma minna min şehıd

    Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi O’na havale edilir. Meyveler tomurcuklarından ancak O’nun bilgisi altında çıkar, dişi ancak O’nun bilgisi altında hamile kalır ve doğurur. Allah onlara, “Nerede bana ortak koştuklarınız?” diye seslendiği gün şöyle derler: “Sana arz ederiz ki, içimizden onları gören hiçbir kimse yok.”

    Herhalde Allah'a kıyametin saatini ulaştıranlar melekler olsa gerek.
    Kıyametin kopacağı kesinleşince, vakti belirlenebilir hale gelince bu bilgi Allah'a iletilecek anlamı çıkıyor ayetten. Yani bir süreç, bir evrim tamamlanacak ve artık sona doğru yaklaşılacak da, Allah öyle haber alacak.
    Örneğin evrenin genişlemesi duracak, büzülmeye başlayacak ve çökecek. Bu aşamada melekler çökmenin hesabını yapıp zamanı Allah'a bildirecekler.

    Bu meleklere güven olmaz. Yanlış hesap yapar, Allah'a yanlış bilgi verebilirler.
    Bunun örnekleri çok.
    Örneğin Enfal-65.


    Bakalım herşeyi bilen Allah, Enfal-65 ayetinde ne demiş:

    Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kâfirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.

    Yani, "1 müslüman 10 kafire bedeldir" demiş Allah.
    Bunu söyleyen Allah olunca akan sular durur. 9, demiyor, 8 de demiyor, 10 kafir diyor.
    Demek ki bir bildiği var. Allah hiç yanlış yapar mı?
    Üstelik bunu kanıtlamak için "Çünkü" diyerek izah ediyor:
    "Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler."

    Ve müslümanlar bu moralle savaşa giriyorlar. Öyle ya! Allah her birinin 10 düşmana bedel olduğunu söylemiş..
    Ama şaşkınlığa uğruyorlar. Savaş çok çetin geçiyor ve ağır bir yenilgiden zor kurtuluyorlar.
    Öyleyse neydi kendilerini yanıltan o ayet?
    Ve Allah durumu kurtarmak için bir ayet daha gönderiyor:

    Enfal-66.
    Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

    Allah sonradan anlamış ki bu müslümanların zaafı var. Rivayetlere göre kadın zaafı.
    Müşrik kadınlar savaşta etekleri kaldırınca müslümanların zaafı ortaya çıkmış?!
    Allah da bakmış ki bu 1'e 10 oranı bayağı bir uçuk oldu, yeni ayetiyle oranı 1'e 2 ye indirmiş ve
    "1 müslüman 2 kafire bedeldir" diye düzeltmiş.

    Teknolojide bile kabul edilebilir hata oranı %2-3'tür.
    Allah'ın hatası ise %500.
    Bunun izah edilebilir, kabul edilebilir bir yanı yok.
    Demek ki Allah herşeyi bilmiyor.

    Kıyametten sonra Allah, insanları hesaba çekip günahkarları cehenneme gönderiyor.
    Sonra da cehenneme daha yeri olup olmadığını soruyor.

    Kaf/ 30. O gün Cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O da, "daha fazlası var mı?" der.

    Allah, cennet, cehennem hepsini gerçek kabul edelim.
    Peki ayetteki bu soru normal midir?
    O gün, gerçekten Allah cehenneme bu soruyu soracak mıdır?
    Herşeyi ezelden bilen Allah, cehennemin hacmini de hesaplayarak yaratmamış mıdır ki cehenneme bu soruyu yöneltsin?

    Ayeti müteşabih olarak niteleyenler olabilir. Sadece intak sanatı var ayette. Yani cansız varlıkları konuşturma sanatı. Herhangi bir mecazilik yok. Cehenneme sadist nitelik vererek insanlara korku salmak amacı taşıyor ama diğer taraftan Allah'ın cehennemin dolup dolmadığını bilmediğini ortaya koyuyor.

    Sözde herşeyi ezelden bilen Allah'ın bazı konuları sonradan anlayıp bilmesi ve düzeltmesi bize insan biçimli bir Tanrıyı akla getirtiyor. Üstelik akıl, bilgi kapasitesi de insan ölçüsünde bir tanrı.
    Halbuki evreni ve varlıkları yaratan bir Tanrı denildiğinde mükemmellliği, üstünlüğü, kudreti sonsuz bir varlık düşünüyor insan.
    Bu durumda Allah=Tanrı denilebilir mi?

    Bir örnek daha verelim:

    Allah, Muhammed'e gecenin yarısını ya da biraz eksiğini veya fazlasını ibadetle, kuran okumakla geçirmesini istiyor.
    Daha sonra "Bunun zorluğunu anladım ve bu yükü senin ve müslümanların üstünden kaldırdım" diyor.

    İşte ilk gece ibadetine ait ayetler:

    Müzemmil/ 2-7

    Kalk, birazı hariç olmak üzere geceyi; yarısını ibadetle geçir. Yahut bundan biraz eksilt.

    Yahut buna biraz ekle. Kur'an'ı ağır ağır, tane tane oku.

    Şüphesiz biz sana ağır bir söz vahy edeceğiz.

    şüphesiz, gece kalkışı daha tesirli ve o zaman okumak daha elverişlidir.

    Çünkü gündüzün sana uzun bir meşguliyet vardır.

    Bu da Allah'ın gece ibadetinin zorluğunu bildiğini-anladığını söyleyerek azalttığı ayet:

    Müzemmil/ 20. Rabbin, senin gecenin üçte ikisinden daha azında, yarısında ve üçte birinde kalktığını, seninle beraber bulunanlardan bir topluluğun da böyle yaptığını biliyor. Gece ve gündüzü Allah takdir eder. O, sizin onu yapamayacağınızı bildi de sizi affetti. Bundan böyle Kur'ân'dan size ne kolay gelirse okuyun. Allah, içinizden hastalar, yeryüzünde gezip Allah'ın lütfunu arayan başka kimseler ve Allah yolunda savaşan daha başka insanlar olacağını bilmiştir. Onun için Kur'ân'dan kolayınıza geldiği kadar okuyun, namazı kılın, zekatı verin ve Allah'a güzel bir borç verin (Hayırlı işlere mal sarfedin). Kendiniz için gönderdiğiniz her iyiliği, Allah katında daha hayırlı ve sevapça daha büyük olarak bulacaksınız. Allah'tan bağış dileyin. Kuşkusuz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.

    Kainatın yaratıcısı diye İslam'ın insanlara sunduğu Allah'ın tek başına eli kolu bağlıdır.
    En başta meleklere muhtaçtır. Melekler haber götürür, bilgi getirir, yağmur yağdırır, rüzgar estirir, afet getirir.
    Melekler savaşta müslüman olmayanlara karşı savaşır. Melekler insanların yaptıklarını kaydeder. Canları alır, ölüleri sorguya çeker. Kıyametin saatini Allah'a ulaştırır. Meleklerin herbiri herşeyi bilmez ama herbiri kendi dalında uzmandır. Herbirinin bilgisi Allah'a ulaşınca Allah herşeyi bilmiş olur.
    Allah kendisini ve katını meleklerle koruma altına almış, yıldızları şeytanlar için bir atış tanesi yapmıştır.
    Allah katına yaklaşmaya kalkanlar yıldızlarla taşlanarak önlenir.

    Bu melekleri insanlardan daha güçlü, daha akıllı, yetenekli sanmayalım.
    Örneğin, Bedir Savaşında 3000 meleğin Mekkelilere karşı müslümanlarla birlikte savaştığı yazılıdır Kur'an'da.
    Şavaştaki müslüman sayısı 300 küsur, Putperest sayısı ise 900 küsurdur. Yani fark yaklaşık 600 düşman.
    600 insana karşı 3000 melek.
    Yani 1 insana 5 melek düşüyor.
    Aslında hesap 1 insana 10 melek. neden?
    Çünkü Enfal-66'da 1 müslümanın 2 kafire bedel olduğu bildirilmişti ya!
    O halde 300 müslüman 600 kafire bedel.
    Kalan 300 kişiye karşı 3000 melek. Yani 1 insana 10 melek.
    İşte insanla melek arasındaki güç farkı.

    Görünmeyen bir melek, bırakın savaşmayı düşman askerinin kulağını çekse, gıdıklasa, cimciklese yine yeterdi.  Demek ki akıl-yetenek yönünden de zayıf.

    Melekler ve meleklerin acizliği konusuna girmişken bir başka örnek daha aklıma geldi, Kur'an'dan.
    Ben pek hadis örneği vermeyi sevmiyorum, çünkü "uydurma" denilerek reddi kolay oluyor. smile.gif

    Büyü Öğreten Melekler:

    Bakara/ 102. Tuttular da Süleyman mülküne dair şeytanların uydurup izledikleri şeyin ardına düştüler. Halbuki Süleyman inkâr edip kâfir olmadı, lakin o şeytanlar kâfirlik ettiler; insanlara sihir öğretiyorlar ve Bâbil'de Harut ve Marut'a, bu iki meleğe indirilen şeyleri öğretiyorlardı. Halbuki o ikisi "biz ancak ve ancak sizi denemek için gönderildik, sakın sihir yapıp da kâfir olmayın!" demeden kimseye birşey öğretmezlerdi. İşte bunlardan karı ile kocanın arasını ayıracak şeyler öğreniyorlardı. Fakat Allah'ın izni olmadıkça bununla kimseye zarar verebilecek değillerdi. Kendi kendilerine zarar verecek ve bir fayda sağlamayacak bir şey öğreniyorlardı. Yemin olsun ki, onu her kim satın alırsa, onu alanın ahirette bir nasibi olmayacağını da çok iyi biliyorlardı. Hakkiyle bilselerdi, uğruna canlarını sattıkları şey ne çirkin bir şeydi.

    Allah tarafından gönderilmiş 2 melek var.
    Bu 2 melek kendilerine indirilenleri insanlara öğretiyorlar.
    Karıkocanın arasını açacak büyü bilgilerini öğretmeden önce ise uyarıda bulunuyorlar:
    "Sakın bunları uygulayıp kafir olmayın" diyerek.
    Ama kötü niyetliler bu bilgilerle ve Allah'ın izniyle büyü yapıyor ve başkalarına zarar veriyorlar.

    Büyünün şeytan veya cinler tarafından öğretilmiş olması normal de,
    uyarmış olsalar dahi melekler tarafından öğretilmesi ilginç.
    Melekler alalade insanlara, hem de kötü niyetli büyücülere vahiy mi getirmiş?
    Nasıl bir insan-melek ilişkisi bu?
    Yoksa İslam'ın kabul etmediği ama Hristiyanlıkta var olan "düşen melek" inancı Kur'an'da da mı var?
    Fakat ayette bu 2 melek eleştirilmiyor, savunuluyor.
    Meleklerin saf olduğu düşünülür de bu saflık temizlik, güzellik anlamındadır.
    Yoksa bu melekler akıl yönünden de mi saftılar ki insanlar tarafından kandırılabildiler?

    Allah'ın bazı şeyleri tecrübelerle öğrendiğine, ezelden bilmediğine bir örnek daha vereyim:

    Kur'an'da Allah, sapkın kavimleri helak ettiğini yazar. Nuh kavmi, Ad kavmi, semüd kavmi vs.
    Bu helak edilen kavimlere gönderilmiş peygamberler de vardır. Nuh, Lut, Salih gibi.
    Bu peygamberler içlerindeyken yani kavimleriyle beraberken helak haberini almış ve kendilerinden yana olanları alıp kavimlerinden ayrılmışlardır.

    Şimdi bakalım aynı konuda Allah, Muhammed'e ne diyor:



    Enfal/ 32-33. Hani onlar, "Ey Allah'ım, eğer şu (Kur'an) senin katından inmiş hak (kitap) ise hemen üzerimize gökten taş yağdır veya bize elem dolu bir azap getir" demişlerdi. *
    Oysa sen onların içinde iken Allah onlara azap edecek değildi. Bağışlanma dilerlerken de Allah onlara azap edecek değildir.

    Yukarıdaki ayetlerde sözde Allah, üzerlerine taş yağdırılmasını isteyen inanmayanlar için Muhammed'e "Yapardım ama aralarında sen varsın" diyor.

    Halbuki yine Kur'an'dan öğreniyoruz ki birçok kavmi aralarında peygamber varken helak etmiş, peygamberleri ve inananları kurtarmıştı.
    Şimdi ise "aralarında sen varsın" diyor.

    Hadi Muhammed varken gazap etmiyor, Muhammed öldükten sonra aradan 1400 küsur sene geçtiği halde ve insanlar daha da sapkınlaştığı halde Allah'tan bir hareket yok. Tersine müslümanların sapkın olarak gördüğü ülkelerin çoğu bol nimetler içinde refah bir yaşam sürdürüyorlar. Herhalde Allah, gazapla, helakla toplumların düzelmeyeceğini anladı, bildi ve ümidini kesti. Hesabını kıyamete saklıyor olmalı.

    Bu kadar örnekten sonra Allah'ın herşeyi bildiğini iddia etmek zor.
    Zaten daha baştan insanı yaratacağını söylediğinde melekler karşı çıkmışlar ve sonuçta Allah'a karşı haklı çıkmamışlar mıydı?

    Bakara-30. Bir zamanlar rabbin meleklere: " ben yeryüzünde bir halife yaratacağım." demişti. Melekler:  "Orada bozgunculuk yapacak ve kan dökecek  olanı mı yaratacaksın. Oysa biz seni överek tesbih ediyor ve takdis ediyoruz." dediler. Rabbin: "ben sizin bilmediğinizi bilirim." dedi.

    Dünya tarihinde insanların yaptığı bozgunlara ve dökülen kanlara, katliamlara bakınca meleklerin doğru söylediği anlaşılmıyor mu?







    Tarih: , 11/8/2008 Kategori: Din
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    KUR'AN'DA MUCİZE YOKTUR!


    Zariyat-47,  Evrenin  Genişlediğini  Yazmaz!


    Önce konuyla ilgili olarak Kitab-ı Mukaddes'ten bir örnek vereyim:

    Yeşeya 51:13
    Sizi yaratan, gökleri geren, Dünyanın temellerini atan RAB`bi Nasıl olur da unutursunuz? Sizi yok etmeye hazırlanan zalimin öfkesinden Neden gün boyu yılıp duruyorsunuz? Hani nerede zalimin gazabı?

    Buradaki "geren" sözcüğünün anlamı çekerek genişletmektir.
    Aslında ayetin doğru çevirisi germekte olandır. Yani ayet şöylede çevrilebilir:

    Sizi yaratan, gökleri germekte, genişletmekte olan, dünyanın temellerini atan Rabbi nasıl olur da unutursunuz? (...)

    Benzer ayet de Yeşeya 40:22'dir:

    Gökkubbenin üstünde oturan RAB`dir, Yeryüzünde yaşayanlarsa çekirge gibidir. Gökleri perde gibi geren, Oturmak için çadır gibi kuran O`dur.

    Buradan yola çıkarak Kur'an'dan 1400 yıl önce, günümüzden 2800 yıl önce evrenin genişletildiği mucizesini Eski Ahid'de görmekteyiz.

    Demek ki bir mucizeden söz etmek gerekiyorsa taklidine değil, aslına bakmak gerekir.

    Şimdi gelelim Zariyat-47'ye..

    "Musiun" sözcüğünün Kur'an'da başka bir örneği yoktur.
    Dolayısıyla kıyas imkanı da yoktur.
    Tahminle hareket edilir.
    "Vus'a" yani geniş anlamına gelen sözcüğün "vasiun"'a yani kuşatan, kapsayan, genişlik veren halinin çoğulu olarak tahmin edilir.
    Ne demektir vasiun'un çoğulu?
    Genişleten değil de genişletenler mi?
    Allah'ın mütevaziliği yani..
    Bazı ayetlerde "Biz" der ya mütevaziliğinden.

    Musiun'un Vasiun'un çoğulu olduğunun kanıtı yoktur.
    Arapça'da ise Allah'ın sıfatlarından biri olarak rızk veren anlamında kullanılır.
    Yine Arapça'da kötülük yapan anlamına da geldiği söylenir.

    Bu tahmini kabul edelim. Hiçbir kanıtı olmamasına rağmen farzedelim ki musiun kelimesi vasiun'un çoğulu olsun.

    Musiun kelimesinden önce gelen le takısı "daha çok", "çok fazla", "daha fazlasına da" "daha da" anlamlarına gelir.

    Musiun fiili if'al babındandır.
    Genişleten, genişletmekte olan, genişletici anlamına gelmesi için istifal babından olması gerekirdi.
    İf'al babından olduğu için "Biz daha fazlasına da kurabilirdik" "İstesek daha büyüğünü, daha genişini de yapardık" anlamı oluşturacak şekilde "Biz çok vus'a malikiz" , "Biz herşeye kaadiriz", "Daha büyüğüne de gücümüz yeter" şeklinde meallendirilmiş.

    Tabi mucizeciler, kelimelerden, sayılardan medet umanlar ve bilim yeni bir şey ortaya attığında hemen "Kur'an'da bunu nereye uydurabiliriz" çabasında olanlar ayeti çarpıtıp "genişletmekteyiz" haline getirmişler.

    Genişletmekteyiz, genişleticiyiz anlamında olması için;
    "ve nahnu lehu mustevziun" denmesi gerekirdi.

    Demek ki neymiş;

    1- Kur'an'dan 1400 sene önce Eski Ahid'de göğün gerildiği, genişletildiği yazıyormuş zaten.
    2- Musiun kelimesinin vasiun'un çoğulu olduğuna dair hiçbir kanıt yokmuş. Kur'an'da başka musiun'da yokmuş. Dolayısıyla geniş kökünden türediği bir tahminden ibaretmiş.
    3- Tahminin doğru olduğunu varsaysak dahi fiil if'al babından olduğu için genişleten, genişletmekte olan anlamına gelmezmiş. "Genişlik sahibi" , kudretli" ,
    "Daha genişine de kaadir" anlamına gelirmiş.

    Gelelim 48. ayetle bağlantısına:

    47- Ves semae beneynaha bi eydiv ve inna le musiun
    48- Vel erda feraşnaha fe nı'mel mahidun

    Göğü ellerimizle biz kurduk, daha fazlasına da kaadiriz.
    Yeri de biz yayıp-döşedik, ne kadar becerikliyiz.


    Bu iki ayet birbiriyle bağlantılıdır. Birçok yer-gök ayetinde olduğu gibi.
    Birbirinden kopuk ele alındığı takdirde yanlış meale sebep olur.

    48. ayeti "Biz ne güzel döşeriz" "Biz ne güzel döşeyiciyiz" ya da "Biz ne güzel düzenleyiciyiz" şeklinde de çevirebilirsiniz ama Türkçesine en uygun olanı yukardaki gibidir.

    47. ayetten göğün genişletilmeye devam edildiği anlamını çıkarıyorlarsa eğer, 48'den de yerin döşetilmeye devam edildiği anlamını çıkarman lazım.

    Aslında bu iki ayette bir mucize yok. Tersine çelişki var. Ayetin dünyayı uzayda bir gök cismi olarak algılamadığı, uçsuz bucaksız dümdüz bir yer ve üzerinde de gök olarak algıladığı belli oluyor. Dünya-yer ile ile ilgili diğer ayetlere bakıldığında da bu görülecektir. Yeri gökle eşdeğer ölçülerde gören bir Kur'an vardır karşımızda. Yaratılışları dahi aynı sürede gerçekleşmiştir. 2 günde yer yaratılmış, 2 günde gök. Hatta 2 günde yerin yayılıp-döşenmesine harcanmıştır. Yani evrenin 2 misli zamanı dünyanın yaratılması almıştır. "Ol" demek varken! Bunun hiç akılla, mantıkla ilgisi var mıdır? Milyarlarca galaksiyi, Katrilyonlarca güneşi, ketrilyonlarca gezegeni 2 günde yaratacaksın ama basit bir gezegeni de 2 günde yaratacaksın. Yani okyanusu 2 günde yaratacaksın, bir çakıl tanesini de 2 günde yaratacaksın.
    Tabi Kur'an, dünyayı okyanusta bir çakıl tanesi olarak görmediği için, dünyayı da gök kadar geniş, büyük gördüğü için her ikisini de aynı zamanda yaratmış oluyor.

    Zariyat-47'den evrenin genişlemesi ile ilgili zorlama mucize çıkarmakla uğraşmak yerine, Fussilet 10-12'deki çelişkileri halletmeye çalışsınlar. Mucize mealcileri kelimelerle oynayıp, tahrif etmeye alıştı nasıl olsa, önce göze batan bilime ters ayetleri düzeltmeye çalışsınlar da düzenbazlıktaki ustalıklarını görelim. Ama kolay değil..


    Ayette geçen "bieydin" kelimesini kudretimizle diye çevirip el'in mecazi anlamda kullanıldığını el diyerek kudret denmek istendiğini yazarlar. Yanlış.

    Kur'an'ın hiçbir yerinde Allah'ın elinin, yüzünün, gözünün mecazi olduğu söylenmemiştir. Allah'ın eli de, yüzü de, gözleri de, ayakları da, baldırları da vardır.

    Tevrat'ta insanın Allah'ın suretinde yaratıldığını yazar.
    Kur'an'da Tevrat'ı tasdikler, bunu reddetmez.
    Allah'ın uzuvlarından, duygu ve düşüncelerinden bahseder ki hepsi insan biçimlidir.

    Yeri 2 günde, göğü 2 günde yaratan Allah, isterse bir eline yeri, bir eline göğü alabilir. Bu dahi gökle yerin aynı ölçülerde görüldüğünün kanıtıdır.

    Zümer-67. Allah'ı gereği gibi bilemediler. Halbuki kıyamet günü yer, tamamen O'nun avucu içindedir, gökler de sağ elinde dürülmüştür. O, onların ortak koştuklarından uzak ve yücedir.

    Allah'ın sağ eliyle bürüp dürdüğü gökler, sol elinin avucunda ise dünya.
    Ne tasvir ama!
    Bu arada cennet-cehennem de dürülüyor tabi.
    "Evreni bürüp dürmeye ne gerek var, sadece dünyada kıyamet olup yaşamı sona erdirse ya!" diyebilirsiniz.
    Ama dünyadan başka bir mekan düşünülmemiş ki!
    herşey dünya için. Güneş, ay ve kandiller (yıldızlar)
    Milyarlarca Galaksiyi, başka katrilyonlarca güneşi nereden bilsin Muhammed Hazretleri?

    Tarih: , 3/8/2008 Kategori: Din
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    KUR'AN'DAKİ ÇELİŞKİLER

     

     


    ***********************


    Nisa/82. "Hala Kur'an'ı düşünüp anlamaya çalışmıyorlar mı?

    Eğer o, Allah'tan başkası tarafından  olsaydı,

    mutlaka onda birçok çelişki bulurlardı."


    Ayette bahsedilen birçok çelişkiyi bulduk. Aşağıdaki çelişkiler olmasaydı Kur’an’ın evrenin ve varlıkların kaynağı ulu Tanrı tarafından gönderildiği olasılığı düşünülebilirdi.

    Ama bu çelişkiler bu olasılığı tamamen ortadan kaldırıyor.

    Şimdi sırayla inceleyelim:


    1- Hesap gününde Allah'tan başkası şefaat edebilir mi?

     Edemez / Bakara-48: Kimsenin kimseden faydalanamayacağı, kimseden bir şefaat kabul edilmeyeceği, kimseden bir fidye alınmayacağı ve yardım görülmeyeceği günden korunun.

     Edebilir/ Meryem-87: Rahman'ın katında söz almış olanlardan başkaları şefaat hakkına sahip olmayacaklardır.

     Edebilir diyen diğer Ayetler: Bakara-123, Enam-51, İnfitar/ 18-19

    Edemez diyen diğer ayetler: Zuhruf-86, Secde-4 

     
    2- Kötülük Allah'tan mı gelir?

     Nisa -78. Nerede olursaniz olun, sağlam kaleler içinde bulunsanız bile, ölüm size yetişecektir. Onlara bir iyilik gelirse: "Bu Allah'tandır" derler, bir kötülüğe uğrarlarsa "Bu, senin tarafındandır" derler. De ki: "Hepsi Allah'tandır". Bunlara ne oluyor ki, hiçbir sözü anlamaya yanaşmıyorlar?

     
    Nisa-79.
    Sana ne iyilik gelirse Allah'tandır, sana ne kötülük dokunursa kendindendir. Seni insanlara peygamber gönderdik, şahid olarak Allah yeter.

     

    3- Müslüman olmayanlar cennete gidebilir mi?

     Gidebilir/ Bakara-62. Şüphesiz, inananlar, Yahudi olanlar, Hıristiyanlar ve Sabiilerden Allah'a ve ahiret gününe inanıp yararlı iş yapanların ecirleri Rablerinin katındadır. Onlar için artık korku ve üzüntü yoktur. (Ayrıca Maide/ 69 )

     Gidemez/ Ali İmran-85. Kim İslam'dan başka bir din ararsa, (bilsin ki o din) ondan kabul edilmeyecek ve o ahirette hüsrana uğrayanlardan olacaktır. (Ayrıca tevbe-30)


     4-  Cennetin genişliği ne kadardır?


    Göklerle yer kadar/ Ali İmran -133. Rabbinizin bağışına, genişliği göklerle yer arası kadar olan ve Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için hazırlanmış bulunan cennete koşun.

     Gökle yer kadar/ Hadid-21. Rabbinizden bir bağışlanmaya ve eni, gökle yerin genişliği kadar olan, Allah'a ve Resulüne inananlar için hazırlanan cennete yarışırcasına koşun. İşte bu, Allah'ın lütfudur. Onu dilediğine verir. Allah, büyük lütuf sahibidir.

     
    5- İlk müslüman kimdir?

     Enam-163'e göre Muhammed.
    Araf-143'e göre Musa.
    Ali İmran-67'ye göre İbrahim.


     6- Kur'an'da Allah'a ait olmayan ayetler:

    Hud-2.  Allah'dan başkasına kulluk etmeyin. Ben size O'nun tarafından müjde vermek ve uyarmak için gönderilmiş gerçek bir peygamberim.

     Şura-10.  Hakkında ayrılığa düştüğünüz herhangi bir şeyin hükmü Allah'a aittir. İşte bu, Rabbim Allah'tır. Yalnız O'na tevekkül ettim ve ancak O'na yöneliyorum.

     Tevbe-30. Yahudiler, "Uzeyir Allah'ın oğlu" dediler, Hıristiyanlar da "Mesih Allah'ın oğlu", dediler. Bu onların kendi ağızlarıyla uydurdukları sözlerdir. Daha önce inkara sapmış olanların sözlerine benzetiyorlar. Allah onları kahretsin, nasıl da saptırıyorlar!

     
    Zariyat-51.
    Allah ile beraber başka bir tanrı edinmeyin. Zira ben size O'nun tarafından gönderilmiş açık bir uyarıcıyım.

     En'am-114. Allah'tan başka bir hakem mi arayayım ki size, her muhtaç olduğunuz şeyi bildirip açıklayan kitabı, o indirmiştir. Kendilerine kitap verilenler de bilirler ki o, senin Rabbin tarafından gerçek olarak indirilmiş bir kitaptır; artık şüphe edenlerden olma.

     
    Bu ayetlerden Kur'an'ı yazanın Muhammed olduğu açıkça belli oluyor. Hitap eden Allah değil, Muhammed. Belli ki gaf yapmış, "De ki" ekini unutmuş.

     
    7- İblis melek midir, cin midir?


    Bakara/ 34'e göre melek, Kehf/ 50'ye göre ise cindir.


    8- İslam'da Vasiyet geçerli midir?


    Bakara/ 180'de ölümü yaklaşanlar için vasiyet etmek şart koşulmuşken, Nisa/ 11-12 ayetleriyle vasiyetin bir hükmü kalmamış, miras taksimi zorunlu kılınmıştır.

    Ayete ilaveten, Muhammed'in Veda  Hutbesinde  şöyle  dediği  yazılıdır:

    "Mirasçı  için ayrıca  vasiyet etmeye  gerek  yoktur."


    9-  Allah'ın katına olan mesafe çelişkisi:

    Secde 5. Allah, gökten yere kadar her işi düzenleyip yönetir. Sonra (bütün bu işler) sizin sayageldiklerinize göre bin yıl tutan bir günde O'nun nezdine çıkar.

    Mearic 4. Melekler ve Rûh (Cebrail), oraya, miktarı (dünya senesi ile) ellibin yıl olan bir günde yükselip çıkar.

     
    10- "Allah herşeyi bilir mi? 

    Gaybı bilen yalnızca Allah'tır" ayetlerine rağmen Enfal/ 65-66 da Allah'ın bir müslümanın kaç düşmana bedel olduğunu ancak savaştan sonra bilebildiği anlaşılıyor.


    Enfal-65. Ey Peygamber! Müminleri cihada teşvik eyle. Eğer sizden sabredecek yirmi kişi olursa ikiyüze galip gelirler ve eğer sizden yüz kişi olursa kafirlerden bin kişiye galip gelirler. Çünkü onlar hakkı ve akıbeti düşünmeyen anlayışsız bir kavimdirler.


    Enfal-66.  Şimdi Allah sizden yükü hafifletti ve sizde bir zaaf olduğunu bildi. O halde sizden sabredecek yüz kişi olursa ikiyüz düşmana galip gelirler, sizden bin kişi olursa Allah'ın

    izniyle ikibin düşmana galip gelirler. Allah sabredenlerle beraberdir.

    11- Azhap/ 50 ayeti okuyanları şok eden bir ayettir.


    Ahzap-50. Ey peygamber! Biz bilhassa sana şunları helal kıldık: Mehirlerini vermiş olduğun eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak ihsan buyurduklarından sahip olduğun cariyeleri, amcalarının kızlarından, halalarının kızlarından, dayılarının kızlarından, teyzelerinin kızlarından seninle beraber hicret etmiş olanları, bir de mümin bir kadın kendini peygambere hibe ederse, peygamber nikah etmek istediği takdirde, onu başka müminlere değil de sadece sana mahsus olmak üzere helal kıldık. Onlara eşleri ve cariyeleri hakkında neyi farz kıldığımızı biliyoruz. Bunlar sana hiçbir darlık olmaması içindir. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.



    12- Allah ve melekleri, Muhammed'e salat eder mi?

     
    Ahzap/ 56. "Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamber'e salat ediyorlar.

    Ey iman edenler! Siz de ona salat edin, selam edin."

    ayetinde Allah'ın peygambere salat ettiği ifadesi büyük çelişkidir.

    Salat = Namaz


    13- Allah, gönderdiği kanunları, hükümleri değiştirir mi?

     
    Bakara/106. "Herhangi bir Ayet'in hukmunu yururlukten kaldirir veya unutturursak, onun yerine daha hayirlisini veya benzerini getiririz. Allah'in herseye gucunun yettigini bilmezmisin? " 

    Bakara-106 da böyle söylenirken, aşağıdaki Ayet'lerde farklı söylenir;

    Fatır/ 43.  "... Hayır! sen Allah'ın kanununda değişiklik bulamazsın. Sen Allah'ın kanununda asla bir döneklik bulamazsın. "


    Feth/ 23. "... Allah kanununda hicbir degişiklik bulamazsınız. " 

    14- Tanrı'nın kitabı düzensiz, karmaşık olabilir mi?

    Kur'an'ın genelinde konu karmaşası ve uyumsuzluk vardır. Bir konudan bir başka konuya atlanır. Örneğin Bakara suresinde boşanma konusu işlenirken aniden namaz kılma ve usülleri anlatılmaya başlanır. Ardından tekrar hukuk konularına dönülür.

    (Bakara/ 237-238-239)


    Birçok surede aynı anlatımlar tekrarlanır. Bu durum Kur'an ayetlerinin karışık ve düzensiz toplandığını gösterir ki Allah'ın koruması altında olan bir kitabın böyle düzensiz olması bir çelişkidir.


    15- Edison, Einstein, Ebu Talip ebedi cehennemlik mi?


    Al-i İmran/ 115. Onlar ne hayır işlerlerse karşılıksız bırakılmayacaklardır. Allah, kendisine karşı gelmekten sakınanları bilir.


    Bakara/ 217. Sizden kim dininden döner de kafir olarak ölürse öylelerin bütün yapıp ettikleri dünyada da, ahirette de boşa gitmiştir. Bunlar cehennemliklerdir, orada sürekli kalacaklardır.  

     

    Tevbe-17.   Allah'a ortak koşanların, inkarlarına bizzat kendileri şahitlik edip dururken, Allah'ın mescitlerini imar etmeleri düşünülemez. Onların bütün amelleri boşa gitmiştir. Onlar ateşte ebedi kalacaklardır.

     
    Müslümanların yaptığı zerre kadar işler karşılıksız kalmayacakken, inanmayanların bütün amelleri boşa gidecek ve sonsuza kadar cehennemde işkence görecekmiş. Tanrı böyle haksızlık yapmaz.


    16- Şüphesi, çelişkisi olana soru sormak yasak!

     
    Maide/ 101.
    Ey iman edenler! Size açıklandığı takdirde sizi üzecek olan şeylere dair soru sormayın. Eğer Kur'an indirilirken bunlara dair soru sorarsanız size açıklanır. (Halbuki) Allah onları bağışlamıştır. Allah çok bağışlayandır, halimdir (hemen cezalandırmaz, mühlet verir.)  

    Maide/ 102. Sizden önceki bir millet o tür şeyleri sordu da sonra o yüzden kafir oldu.
    Allah'ın soru sorma yasağı koyması çok anlamsızdır, acayiptir.


    17- Kur'an apaçık anlaşılır bir kitap değil mi?

    Şuara-195'te, Muhammed, "uyancılardan olabilsin diye" Kur'an'ın "apaçık

    bir dille" indirildiği; Zuhruf/ 2-3 'te daha açık olarak, " Apaçık Kitaba yemin olsun ki şüphesiz biz O'nun düşünüp anlayasınız diye " indirildiği;

    Fussilet-44'te, Kur'an ayetlerinin uzun açıklamalı olmadığı;
    Yusuf-12'de Kur'an'ın, herkesçe "okunup anlaşılması için" indirildiği; Duhan-58 'de, herkese " öğüt alsınlar diye indirerek kolaylaştınldığı " söylenir.
    Ancak Kur'an anlaşılmaz bir yığın ayetle ve kavramla doludur. Anlaşılabilmesi için eski Kureyş Arapçasının bilinmesi, hadislerin ve peygamberin ayrıntılı hayatınıni dönem tarihinin iyi bilinmesi gerekir.


     18- Kıble, İslam'ın ilk yıllarında neden Kudüs'tü?

    Müslümanlar kıble olarak önce Kudüs'ü sonra Kabeyi seçmişlerdir.

    Bu durum Bakara/ 142-145 ayetlerinde açıklanır. Kıble değişikliği bir

    çelişkidir ve Yahudilerle yaşanan çekişme neticesinde çıkmıştır.

    19- Ganimetlerin tamamı mı 1/5'i mi?

    Enfal-1.'de "ganimetler Allah'ın ve peygamberindir" denirken,

    Enfal-41'de "ganimetlerin beşte biri Allah'ın ve peygamberindir" denir.

    20- Peygamberler eşit mi yoksa üstün olanı var mı?


    Bakara-285 'te Peygamberler arasında fark olmadığı söylenirken, aynı surenin 253. ayetinde; "İşte bu peygamberlerin bir kısmını diğerlerine üstün kıldık.." denir.


    21- Kur'an Mekke ve çevresine mi yoksa tüm insanlara mı?


    Enam/ 92. Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.


    Kalem/ 52. Oysa Kuran, alemler için bir öğütten başka bir şey değildir.

     
    22- Cehennemde kapışma?!


    Alak/ 15-18." And olsun ki onu perçeminden, yalancı ve günahkar perçeminden cehenneme sürükleriz. O zaman taraftarlarını çağırsın. Biz de zebanileri çağıracağız" ayeti Ebu Cehil için söylenmiş. Güçsüz bir insanın" Allah benden yana " demesine benziyor. Yani insan sözü.


    23- Hitap çelişkisi: ( Ben, Biz, O, Allah)

     
    Kur'an'da ayetlerin çoğunda Allah 3. şahıs, bazılarında 1.şahıstır. Kimi ayetlerde çoğul " biz " ifadesi, kimilerinde ise tekil ifade mevcuttur. Örneğin Hac/ 34-35 de şahıs zamirinde tam 6 kez değişiklik yapılır. Allah'tan hitap

    bir kitapta hep aynı zamir kullanılmalıydı.

    24-  Bu ayette melekler mi konuşuyor?


    Zuhruf/ 114'te de ilginç bir kurgu vardır: "O suyu gökten bir ölçüye göre indirir. Biz onunla ölü memleketi diriltiriz".

    Suyu indiren Allah, ölü memleketi dirilten kim?

    Kur'an'ı Allah gönderdiyse bu "biz" diyen kimler?


    25- Allah mı şair? Muhammed mi?


    79 ayetlik Rahman suresinin 31 ayeti aynıdır. " Öyleyse Rabbinizin hangi nimetlerini yalanlayabilirsiniz" ayeti sürekli tekrarlanmıştır. Benzer tekrarlara başka surelerde de rastlanır. Bu acaba Muhammed'in mi yoksa Allah'ın mı edebi özelliği, keyfiyetidir?


    26- Kıyametin saatini Allah bilmiyor mu?

     Füssilet-47. Kıyametin ne zaman kopacağına ilişkin bilgi ona (Allah'a) havale edilir.

     Anlaşılan melekler Allah'tan daha iyi biliyor herşeyi.


    27-  Allah kimin neye taptığını bilmiyor mu?

     Sebe/ 40. O gün Allah, onların hepsini toplayacak; sonra meleklere: Size tapanlar bunlar mıydı? diyecek.

     41. (Melekler) derler ki: "Seni eksikliklerden uzak tutarız. Onlar değil, sen bizim dostumuzsun. Hayır, onlar cinlere ibadet ediyorlardı. Onların çoğu cinlere inanıyordu."


    28- Allah insan gibi yemin eder mi?

     Naziat suresi de şöyle başlar: "(1) Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun, (2) Canları kolaylıkla alanlara and olsun, (3) Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun, (4-5) Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun ".
    Ayrıca Kur'an Allah'ın yeminleri ile doludur. Arapların çok yemin ettiği özelliği bilinir de Allah'ın bu kadar çok yemin etmesi anlaşılmaz. Yoksa bu yeminler Muhammed'in yeminleri midir?


    29- Allah küfreder mi?


    Enam/ 108'de "Allah'tan başkasına tapanlara sövmeyin; sonra onlar da bilmeyerek Allah'a söverler." denmesine rağmen;
    Bakara/ 171, Araf/ 179, Furkan/ 44, Tevbe/ 28, Bakara/ 65, Maide/ 60, Cuma/ 5, Araf/ 176 da farklı inançlardakilere hayvan, eşek, köpek, domuz, pislik, maymun diye sövülmüştür.


    30- Büyüyünce hayırsız evlat olacağı sanılan çocuğun öldürülmesi: 


    Kehf/ 80. " Oğlana gelince, onun ana-babası mümin kimselerdi. Çocuğun onları azgınlık ve inkara sürüklemesinden korktuk."
    Hiçbir suçu olmayan bir çocuğu, ilerde anne-babasına karşı kötü davranma ihtimali nedeniyle öldürmek ne derece haklı bir gerekçedir?


    31- Muhammed'in onca eşine ilaveten evlatlığının eşiyle evlenmesi:


    Ahzap/ 37' de hoşlandığı evlatlığının karısı Zeynep'le evlenebilmesi için, ahlaki bir adet olan evlatlığın öz evlat gibi görülmesi kuralının kaldırılması etik açıdan yanlış değil midir?


    32- Allah'ın velisi var mı yok mu?

    İsra-111. Ve de ki: "Övgü, allah'adır. O çocuk edinmemiştir, yönetimde ortağı ve zillettten ötürü de bir veliside yoktur." O'nu alabildiğine Yücelt.

    Yunus-62. Uyan! Allah velilerine ne korku vardır, ne de onlar mahzun olurlar!

     

    33- Yaratan mı? Yaratanlar mı?

     İhlas-1. De ki; O Allah bir tektir.

    Saffat-125. Yaratanların en iyisini bırakıp da Ba'l'e mi taparsınız?

    Yaratanların en iyisi Allah'sa diğer yaratanlar kim?


    34- Allah yardıma muhtaç mıdır?

     İhlas-2. Allah eksiksiz, sameddir (Bütün varlıklar O'na muhtaç, fakat O, hiç bir şeye muhtaç değildir )
    Muhammed-7. Ey iman edenler! Eğer siz Allah'a yardım ederseniz O da size yardım eder, ayaklarınızı kaydırmaz. 


     
    35-  Yer ve gök kaç günde yaratılmıştır?

    6 günde :  (Araf-54) (Yunus-3) (Hud-7) (Furkan-59)

    8 günde :  (Füssilet/ 9-12)


    36- Kölelik evrensel mi?

    Kur'an'daki ayetler evrensel ise; İnsanlar arasında ayrım, köleliğin kaldırılmamış olması yanlış değil midir? Bu durumda kölelik kıyamete kadar meşrulaştırılmış olmuyor mu? 


    37- Kur'an'da neden sadece İsrail'e gönderilen peygamberler var?

    Kur'an'da bildirilen peygamberlerin Yahudi olması, her kavme peygamber
    gönderildiği belirtilmesine rağmen başka milletlerden tek örneğin olmaması nasıl açıklanabilir?

     
    38- Musevilere "Yahudi" denmesi:

    Enam-146.
    Yahudilere tırnaklı hayvanların hepsini haram kıldık.

    Kur'an'da Musevilerden Yahudi diye bahsediliyor. Halbuki o dönemde Yahudi olduğu halde Hristiyan olanlar çok. Madem ki "Hristiyan" yani "İsacı" diyor, "Musevi" yani "Musacı" da denebilirdi. Bu genelleme yanlıştır. Günümüzde de Yahudi olanlar içinde ateisti, dinsizi, Hristiyanı, müslümanı, Budisti vardır.

     

     39. İnananlar Muhammed'in kulu mu?


     Zümer-10. Kul ya ıbadillezıne amenütteku rabbeküm lillezıne ahsenu fı hazihid dünya haseneh ve erdullahi vasiah innema yüveffes sabirune ecrahüm bi ğayri hısab

    Ayet, "De ki ey inanan kullarım" ile başlıyor.

    De ki: 'Ey iman eden kullarım, Rabbinizden sakının. Bu dünyada iyilik edenler için bir iyilik vardır. Allah'ın arz'ı geniştir. Ancak sabredenlere ecirleri hesapsızca ödenir.'

     
    Muhammed, inananlara "kullarım" diye sesleniyor. Bazı meal tahrifatçıları bu hatayı kamufle edebilmek için mealin başına
    "Bizim adımıza de ki" ya da "tarafımdan söyle" gibi ilaveler yapmışlar. Halbuki Arapçasında bunlar yok. Bazıları da "Kullarım" değil, "kullar" olarak çevirmiş.

    Eğer Kur'an'ı Allah gönderseydi ayette Allah'ın "de ki" demeyip direk kendisinin söylemesi gerekirdi. Ya da "De ki, ey Allah'ın inanan kulları" şeklinde olmalıydı.

     
    40- "Günah Çıkarma" Kur'an'da da var!


     Tevbe-102. Onlardan (Münafıklardan) bir kısmı ise, günahlarını itiraf ettiler. Bunlar salih amelle kötü ameli birbirine karıştırmışlardır. Umulur ki Allah tövbelerini kabul eder. Çünkü Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

     103. Onların mallarından, onları günahlarından arındıracağın ve temizleyeceğin bir sadaka al ve onlara dua et. Çünkü senin duan onlara huzur verecektir.  Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.


    41- Meleklerden peygamber olur mu?

    Muhammed'e inanmayanlar " Elçi olarak bize bir melek gelmelsi gerekmez miydi" derler. Buna şu yanıt verilir:

    İsra/ 95.
    De ki: "Eğer yeryüzünde, (insanlar yerine), yerleşip dolaşan melekler olsaydı, elbette onlara gökten bir melek peygamber indirirdik."

    Mantıklı. Dünyada insanlar yaşadığına göre melekten peygamber olmaz.

    Gelgelelim meğer öyle değilmiş. İsra-95'de melekten peygamber olamayacağı söylenirken

    Bakın aşağıdaki ayette ne diyor:

     

    Hac-75. Allah, meleklerden ve insanlardan peygamberler seçmiştir; şüphe yok ki Allah, duyar, görür.

    42- Cehennemde günahkarlar ne yer?

    Zakkum mu?  Darı dikeni mi?


    Duhan/ 42-43-44. Doğrusu (cehennemde) günahkarların yiyeceği zakkum ağacıdır; karınlarda suyun kaynaması gibi kaynayan, erimiş maden gibidir.

    Gasiye suresi 6. ayeti öyle demez.

    Leyse lehüm ta'amün illa min dariy'ın.

    Onlar için darı dikeninden başka bir yiyecek yoktur.

     

    Zakkum ağacı diken değildir, darısı da yoktur.
    Dolayısıyla bu darı zakkum olamaz.
    Zakkum mu? Darı mı?
    Her ikisi de olabilirse, neden "Darıdan başka yiyecek yoktur." diye yazıyor?



     

     



    Tarih: , 7/5/2008 Kategori: Din
    Yorum (4) | Yorum yaz | Bağlantı

    KUR'AN'DAKİ BİLİMSEL ÇELİŞKİLER

    Kur'an'ın bilimle olan çelişkileri

    1- Tarık Suresi 7. ayet.

    (Bu su- meni) Bel kemiği ile kaburgalar arasından çıkar.

    Tıp, testislerden diyor.

    2- Cennetin genişliği göklerle yer kadar mı?

    Rabbinizden olan mağfiret ve eni göklerle yer kadar olan cennete (kavuşmak için) yarışın; o, muttakiler için hazırlanmıştır. (Âli İmran Suresi/133)

    3- Dünyanın 4 günde, göklerin ise 2 günde yaratılmış olması. (Füssilet/11-12)

    9. De ki: "Siz gerçekten yeri iki günde yaratanı inkar edip duracak mısınız? Birde O'na eşler mi koşuyorsunuz? O, bütün alemlerin Rabbidir.

    10. Hem ona üstünden ağır baskılar (dağlar) yaptı, onda bereketler meydana getirdi ve onda azıklarını dört gün içinde araştıranlar için bir düzeyde takdir buyurdu.

    11. Sonra göğe doğruldu da o bir duman iken ona ve yere: "İkiniz de ister istemez gelin!" dedi. İkisi de: "isteye isteye geldik." dediler.

    12. Böylece onları iki günde yedi gök olmak üzere yerine koydu ve her gökte (bulunan meleklere) işlerine ait emrini vahyetti. Dünya gökyüzünü kandillerle donattık ve koruduk, işte bu, hep o çok güçlü ve herşeyi bilenin takdiridir.


    4- Yerin göklerden önce yaratılmış-düzenlenmiş olması. Füssilet/10-12


    5- Miras dağıtımındaki avl yöntemi gerektiren matematik hatası. (Nisa/10-12)

    http://pante.blogcu.com/530989/

    6- Güneşin kara çamurlu bir suya batması.

    Sonunda güneşin battığı (mağrib) ( مغرب) yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta (Garabe) ( غرب) buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi/86)


    7- Ortadoğuda yetişen Hurma, üzüm gibi meyvalardan bahsedilip batıda yetişenlerden hiç bahsedilmemesi.


    8- Kalbin beyin fonksiyonlarına sahip gösterilmesi. Duygular, düşünceler, inançlar kalbin mi beynin mi fonksiyonları? Bakara/97-260-283, Kehf/28, Şuara/195


    9- Ay'ın yarılması. Kamer/1


    10- Gök gürültüsü, şimşek ve yıldırımın Allah'ın insanları korkutma ve cezalandırma aracı olduğu. Rad/12-13


    11- Zariyat/49. Düşünüp ibret alasınız diye her şeyden (erkekli dişili) iki eş yarattık.
    Her canlı çift değildir. Bakteriler, virüsler bölünerek çoğalırlar.

    12- Rahman/14. Allah insanı, pişmiş çamur gibi bir balçıktan yarattı.

    Halbuki bir dna üzerinde yapacağı değişiklikle insanı yaratması daha bilimsel olmaz mıydı?

    13- Kısasa Kısas

    Bakara/178. Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir.

    Kısas'ın çağdaş hukukta geçerliliği olabilir mi?
    Bu ayetle Kur'an'ın evrenselliğinden bahsedilebilir mi?

    14- Denizin yarılması, Ölünün diriltilmesi gibi bilimdışı sözde mucizeler.

    15- Hayvanların 8 çift olması.

      Zümer/6. Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hükümranlık O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?

    Sekiz çift hayvan az değil mi? Hangileri acaba? At, eşek, deve, koyun, keçi, öküz-inek, tavuk-horoz, hindi, ördek, tavşan, kuş, balık, kedi, köpek, balarısı...

    16- Yıldızların atış tanesi olduğu.

    Mülk/5. Andolsun ki biz, (dünyaya) en yakın olan göğü kandillerle donattık. Bunları şeytanlara atış taneleri yaptık ve onlara alevli ateş azabını hazırladık.

    Kandille kastedilen yıldız. Ama sanki yıldızın ne olduğu bilinmiyor. Kur'anda da geçmiyor.
    Üstelik koca yıldız, belki de dünyanın 30-40 misli büyüklüğünde ama ayette şeytanlara atış tanesi olarak yapıldığını söylüyor.

    17- Savaşçı Melekler.

    Al'i İmran/124-125. İnananlara: "Rabbinizin size gönderilmiş üç bin melekle yardım etmesi size yetmeyecek mi?" diyordun. Evet, eğer sabrederseniz, sakınırsanız ve onlar de hemen üzerinize gelirlerse Rabbiniz size, nişanlı beş bin melekle yardım edecektir.

    Savaşta müslümanlara melek ordusuyla destek veriliyormuş. Bugünlerde çok ihtiyaç var bu melek ordusuna ama Allah'tan tık yok, umursamıyor sanki..
    Melek ordusu bilimdışı değil mi? Allah onun yerine müslümanları güçlü kılmış olsa daha doğru olmaz mı?
    165. (Bedir de) iki katını (düşmanınızın) başına getirdiğiniz bir musibet, (Uhud'da) kendi başınıza geldiği için mi "Bu nasıl oluyor!" dediniz? De ki: O, kendi kusurunuzdandır. Şüphesiz Allah'ın her şeye gücü yeter.

    Galip gelinen savaşta melekler var, mağlup olunanda neden yardımcı olmamışlar acaba?
    Galibiyet meleklerden, mağlubiyet insanların hatasından mı?


    18- Ay'ın nur olduğu.

    Yunus/5. O'dur ki Güneş'i bir ışık yaptı. Ay'ı da bir nûr kılıp, ona birtakım konaklar tayin etti ki yılların sayısını ve vakitlerin hesabını bilesiniz.

    Ay'ın bir nur olmadığı sadece geceleri güneşten aldığı ışığı yansıttığı biliniyor.

    19- Bir gecenin bir ömre bedel olması.

    Kadir/3. Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır!

    Sadece bir gece, bin aydan yani bir ömürden nasıl daha hayırlı olabilir?



    Tarih: , 7/5/2008 Kategori: Din
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    KİTAB-I MUKADDES İLE KURAN ARASINDAKİ ÇELİŞKİLER

     

    Kur'an ile Tevrat arasındaki çelişkiler

    1- İbrahim'in babasının adı; Tevrat'a göre Tarah, Kur'an'a göre Azer.


    2- İbrahim'in kurban etmek istediği oğlu; Tevrat'a göre İshak, Kur'an'a göre İsmail.

    3- İsmail Tevrat'a göre peygamber değil, Kur'an'a göre peygamber.

    4- Süleyman; Tevrat'a göre kral, Kur'ana göre peygamber.

    5- Davud; Tevrat'a göre kral, Kur'ana göre peygamber.

    6- Cennette Havva'yı aldatan Tevrat'ta yılan, Kur'an'da şeytan.

    7- Tufan Tevrat'a göre tüm dünyaya, Kur'ana göre sadece Nuh'un kavmine.

    8- Nuh'un gemisi; Tevrat'a göre Ararat dağına, Kur'an'a göre Cudi dağına.

    9- Haman; Tevrat'ta Pers kralının yardımcısı, Kur'ana göre firavunun taş ustası.

    10- Tanrının adı; Tevrat'ta Yehova, Kur'an'da Allah.

    11- Putlara tapmadığı için ateşe atılan; Tevrat'ta 3 Yahudi, Kur'an'da İbrahim.

    12- İmran; Tevrat'a göre Musa'nın babası, Kur'an'a göre İsa'nın dedesi.

    13- Savaşa giderken, dizlerinin üzerine çökerek su içen askerlerin komutanı Tevrat'a göre Gideon, Kur'an'a göre Talut.
     
    14- Deve Eti Tevrat'ta haram, Kur'an'da helal.  

    Yahudiler Muhammed'e gelip;
    " Sen İbrahim'in tevhid dinini getirdiğini söylüyorsun ama o senin gibi deve eti yemezdi, çünkü haramdı." derler.
    Bunun üzerine gelen ayette şöyle der:

    Ali İmran/ 93. Tevrat indirilmeden önce, İsrail'in (Yakub'un) kendisine haram kıldığı dışında, yiyeceklerin hepsi İsrailoğullarına helal idi. De ki: "Eğer doğru söyleyenler iseniz, haydi Tevrat'ı getirip okuyun."  

    Tevrat'ı okuduğumuzda devenin yasak edilmiş olduğunu görmekteyiz:

    Levililer/ 11:4-24. Ancak geviş getiren ve çatal tırnaklı olan hayvanlardan etini yememeniz gerekenler şunlardır: Deve geviş getirir, ama çatal tırnaklı değildir. Sizin için kirli sayılır.

    Bu durumda deve daha sonra temiz ve eti yenebilir hale evrimleştirilip mi helal kılınmıştır?
    Yoksa zaten temiz ve helaldi de Tevrat mı tahrif edilmiştir?

     

     

     

    Kur'an ile İncil arasındaki çelişkiler:

     

    1- İsa bebekken, İncil'e göre mucize göstermemiş, Kur'an'a göre göstermiştir. Konuşmuş ve peygamber olduğunu söylemiştir.


    2- İsa, İncil'e göre çarmıha gerilmiştir. Kur'an'a göre çarmıha gerilen İsa değil, İsa'ya benzeyen başka biridir.


    3- Kur'an'a göre İncil'de Ahmet'den bahseder, İncil'de Ahmet ismi geçmez.


    4- Şeytan, İncil'e göre melek, Kur'an'a göre cindir.


    5- Şeytan, İncil'e göre Tanrı ile aynı mertebeye ulaşmak istediği için, Kur'an'a göre ise Adem'e secde etmediği için lanetlenmiştir.


    6- İncil'e göre iyilikler Tanrıdan kötülük şeytandan, Kur'an'a göre hayır da şer de Allah'tandır.


    7- İnsan, İncil'e göre Tanrı suretinde yaratılmıştır. Kur'an'a göre Allah'ın benzeri yoktur.


     

    Tarih: , 6/5/2008 Kategori: Din
    Yorum (0) | Yorum yaz | Bağlantı

    <- Son Sayfa | Sonraki Sayfa ->

    M.M.S